Hayatın Kaynağı Doğa – Mutluğun Anahtarı Olabilir!
- Gürhan Kalkan
- 4 Kas 2025
- 2 dakikada okunur
İnsanoğlunun çevresel değişimlere uyum süreci binlerce yıldır sürmekteyken, şehir ortamında hayatını sürdürmesi göreceli olarak yeni bir durumdur. Modernleşen yaşam, beslenme ve tedavi imkanlarını artırarak ortalama ömür beklentisini iki katına çıkarmış olsa da, koroner kalp hastalığı ve diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar giderek büyüyen bir tehdit haline gelmiştir. Üstelik zihinsel, davranışsal ve sosyal sağlık sorunları da dünyanın her yerinde artan oranda raporlanmaktadır.
Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre “Zihinsel Hastalıklar ve Depresyon” küresel sağlık harcamalarının %10'unu oluşturmaktadır. Bu oranın 2020'de %15'e yükseleceği öngörülmektedir.
Uzmanlar; toplum sağlığının korunmasında özellikle şehirde yaşayan nüfusun, sosyal ve fiziksel çevrelerinin yakından izlenmesi; çeşitli davranışsal, klinik ve teknolojik desteklerle birlikte, 'ekolojik' çözümlerin de değerlendirildiği entegre sağlık stratejileri geliştirilerek, uygulanması gerektiğinin altını çizmekteler.
Doğada gerçekleştirilen etkinliklerin sağlık üzerindeki bu bileşik faydasını tanımlayan "Yeşil Egzersiz" terimi 2003'te literatüre girdiğinden beri bilim çevrelerinde geniş kabul görmüştür. Bugüne kadar yeşil egzersizler konusunda yapılan çalışmalarda öne çıkan faydalar dört farklı alanda yoğunlaşmaktadır.
Zihinsel
Algı sistemi uyarılarak kavrama ve öğrenme kabiliyeti artmaktadır.
Hayat tecrübesinin artması bireyin farkındalık seviyesinin yükselmesine yardımcı olmaktadır.
Değişen koşullara uyum sağlama bilincinin gelişmesinin süreç ve risk yönetimi yeteneklerine birincil olumlu yansımaları gözlenmiştir.
Dikkat gelişimine bağlı olarak kaza riskinde azalma kaydedilmiştir.
Psikolojik
Uzun süre kapalı ortamda çalışmanın bireylerin davranış kalıplarını etkilediği, kimi bireylerde saldırgan eğilimler açığa çıkarırken bazılarının da içine kapandıkları gözlenmektedir. Yeşil egzersizler stresin giderilmesini; rahatlama ve dinginlik sayesinde bireylerin sorunlar karşısında daha olumlu ve daha uzlaşmacı yaklaşım sergilemelerini sağlamaktadır.
Öz saygı ve güven duygusu güçlenmektedir.
Etkinliklerin ekip olarak gerçekleştirilmesine bağlı olarak yalnızlık duygusu yerini takım üyesi
duygusuna bırakmaktadır.
Üç farklı gelişmiş ülkede tamamlanan araştırmalar yeşil egzersizlerin genel ruh sağlığını
iyileştirerek, psikolojik hastalık riskini büyük oranda azalttığını göstermektedir.
Fizyolojik
Bağışıklık sisteminin güçlenmesi; hastalıklara karşı direncin artmasını sağlamaktadır.
Solunum sisteminin güçlenmesi; yeşil egzersizlerin yaşam kalitesine en hızlı yansıyan etkisidir.
Kas ve iskelet sisteminin güçlenmesi; özellikle ofis ortamında çalışan bireylerin işyerindeki fiziksel stresle başa çıkmalarını kolaylaştırmaktadır.
Doğa etkinliklerinin uyku düzensizliklerinin giderilmesinde yardımcı olduğu anlaşılmıştır.
Sosyal:
Doğa, ünvanlardan arınarak daha eşitlikçi ilişkiler kurmak için ideal bir zemin sunar.
Düzenli doğa etkinliklerine katılan kişilerin daha girişken ve katılımcı oldukları gözlemlenmiştir.
Katılımcılar, çevresel farkındalığın artmasıyla hem özel yaşamda hem de iş hayatında çevreye daha duyarlı davranışlar sergiler.
Elde edilen deneyimlerin bir kısmının aktarılabilir olması, aile ve toplum düzeyinde bireyin değerini artırarak liderlik davranışları göstermesine olanak tanır.
Doğayla kurulan bağ, nesilden nesile aktarılırken kültürel birikimi teşvik edici bir rol üstlenir.
Bu etkilerin her biri bireylere değişen oranlarda yansırken, kümülatif ölçekte bakıldığında toplum sağlığının geliştirilmesinde önemli bir boyuta ulaştığı görülmektedir.
Bugüne kadar şirketler, çalışanlarının mevcut potansiyellerini ortaya çıkarmalarına hizmet edecek danışmanlık yatırımları, eğitim yatırımları, koçluk ve mentorluk programları ile sayısız imkan sağlamış; sürdürülebilir büyüme, karlılık ve verimlilik için yenilikçi sistemlere yatırım yapmıştır.
Gelişen iş dünyası dinamikleri içerisinde; çalışan bağlılığı, çalışan mutluluğu, teknolojik gelişmenin getirdiği değişim yönetimi, yetişen ve yetişmekte olan yeni nesillerin kendini gerçekleştirme tarzlarındaki farklılıklar sebebiyle; esnek yapılanma, eski gücüne geri dönme hızı (toparlanma hızı) şirketlerin kalıcılığında önemli rol oynamaktadır.
Süreçler ve sistemler ne kadar kusursuzlaştırılsa da, bu süreçleri yönetecek ve sistemleri kullanacak İNSAN faktörü , şirketlerin sürekliliğinde her zaman ön planda tutulmalıdır.








Yorumlar